17 Şubat 2011 Perşembe

Faruk Mercan, Fethullah Gülen, Doğan Kitap, 2008

Sosyal Bilimcilerin sorduğu soruların büyük çoğunluğu büyük değişimler üzerinedir. Demokrasi nasıl gelir ve yerleşir? Modern devlet nasıl kurulur? Etnik çatışmanın sebepleri nelerdir? Benzer şekilde dini gruplar üzerine yapılan çalışmalar da büyük değişimleri eşeler. 1980'lerde dini canlanmanın sebepleri nelerdir? Filan grubun büyümesi nasıl açıklanabilir? Bireye inildiği durumlar genelde göze batan din adamlarının modernite, demokrasi, devlet gibi konulardaki düşüncelerinin incelendiği durumlardır.

İktisadi büyümeden tutun, modern devletin kuruluşuna kadar konu ne kadar büyük bir değişim olursa olsun, aslında her olgunun nihayetinde etkilenen, karar alan, davranışını ve kimliğini oluşturan bireydir. Tarihsel onlarca, hatta yüzlerce daha önce bitmiş ve şu an devam eden süreçler ile bu süreçlerin hammaddesini oluşturan ekonomik, siyasi, sosyal, kültürel şartların kesişme noktasında karar verir bireyler... Yine de kararı veren bireydir.. Marx'ın meşhur sözüdür ya: 'Tarihi insanlar yapar. Fakat kendi buldukları şartlar altında değil.' Varolan şartlar bir nevi bireyin aldığı kararda vucut bulur. Diğer bir deyişle hangi alanda yazılırsa yazılsın söz konusu büyük değişimleri bireylerin hayatından takip etmek mümkündür.

Bu arada söz konusu hayatın çok etkili olmuş bir bireyin hayat hikayesi olması gerekmez.. En en sıradan bir insanın hayat hikayesi bile toplumların geçirmiş olduğu dönüşümlere dair önemli ipuçları verebilir. Bundan dolayı biyografiler, otobiyografiler, anı kitapları veya belgeseller her zaman için ilgimi çekegelmişlerdir. Olabildiğince bireylerin hayatlarının satır aralarında yaşadığı dönemi görmeye çalışırım.

Söz konusu olan çok etkili olmuş bir din adamı ise sorun var demektir. Zira bu tür insanlara ait hayat hikayesi kitapları genelde iki türlü olur. Birinci tür kitaplar din adamının karşıtları tarafından yazılır. İkinci tür kitaplar ise din adamının sevenleri ve takipçileri tarafından... İlki din adamını yerin dibine geçirir. Diğeri yer yüzünde yer bulamaz göklere çıkarır. Dolayısıyla her iki tür kitap da gerçekle kurgunun birbirine karıştığı anlatılar olur.
Sevinerek söylemeliyim ki, Faruk Mercan'ın Fethullah Gülen kitabı bu iki türe de girmiyor. Mercan yermek veya övmek kaygısı olmadan, olabildiği kadarıyla objektif, bir hayat hikayesi sunuyor bize. Fethullah Gülen'e fazlasıyla sempati ile yaklaştığı bölümler yok değil. Özellikle yurt dışında açılan okullar konusunda Mercan'ın olumlu bakışını hissetmemek mümkün değil. Bu Mercan'ın anlatısını çarpıttığı anlamına gelmez. Başkalarının da konu ile alakalı görüşlerini aktarması güzel bir çözüm olmuş.

Kitabın arka kapağı tam bir Türk tanıtımı olmuş.1980'de Özal, Gülen'e Türkiye'nin geleceği için neler söyledi? Gibi sorularla kitaba merak artırılmaya çalışılmış. Doğan Kitap aynı stratejiyi Soner Yalçın'ın kitaplarında da takip ediyor. Kitap on farklı bölüme ayrılmış. İlk beş bölümde Gülen'in hayatından kesitler sunulmuş. Buradaki amaç Fethullah Gülen'in hayatına ilgi uyandırmak galiba. Zira Gülen'in hayat hikayesini okumaya altıncı bölümden başlıyorsunuz. Arka kapakta sorular sorarak merak artırmak anlaşılır birşey, ama kitabın ilk beş bölümünü böyle bir şeye ayırmak gereksizdi bence. Fethullah Gülen'in hayat hikayesi zaten merak edilen bir hayat hikayesi.

Altıncı bölümden onuncu bölüme kadar olan bölüm Gülen'ın hayat hikayesini sunuyor. Altıncı bölüm 1980'e kadar ki yaşantısını ele alıyor. Yedinci bölüm Özal'ın vefatına kadar ki olan kısmını, sekizinci bölüm ise 2000 yılına kadar ki, son bölüm ise günümüze kadar ki kısmını ele alıyor. Gülen'in hayatını bu şekilde bölümlendirme gelişigüzel yapılmamış.

Her bir dönem Gülen veya onunla anılan hareket veya cemaatin farklı açılımlara girdiği veya farklı sorunlarla boğuştuğu dönemler. 1980'e kadar ki dönem cemaatin çekirdek haline gelip filizlenmeye başladığı dönem. 1980'den 1994'a kadar ki dönemde yurt içi ve yurt dışında açılan okullarla cemaatin gelişip serpildiği ve ağaç olduğu dönem. 1994'ten 2000'e kadar ki dönemin ana teması cemaatin kapalı yapısınının kırılıp kamusal alana çıkması. Gülen'in peşisıra yaptığı ropörtajlar bu döneme damgasını vuruyor. Gerçek 28 Şubat Fethullah Gülen için Nuh Mete Yüksel'in açtığı dava ile başlıyor. Bu bölüm Fethullah Gülen'e getirilen iddiaların tartışıldığı ve açıkcası çürütüldüğü bir bölüm olmuş.

Onuncu ve son bölümün ismi Fethullah Gülen'in Dünyası isimli. Bu bölümde Fethullah Gülen'in fikir dünyası ve değişik konulara yaklaşımı örneklerle ele alınmış. İtiraf etmeliyim Faruk Mercan şimdiye kadar konuyla alakalı okuduğum en derli toplu anlatıyı bu bölümde sunuyor. Özellikle Fethullah Gülen'in hayatından aldığı kesinlerle soyut düşünceleri somut olaylarla açıklaması oldukça etkileyici... Mesela Perihan Savaş'a Gazeteciler ve Yazarlar Birliği'nin 1997 yılında verdiği ödülden yola çıkılarak Fethullah Gülen'in kadın-erkek ilişkisine yaklaşımı ele anlatılıyor.

Kitap herşeyden önce bir biyografi... Hadiselerin oldukları şekilde gerçekleşmesinin sebeplerine hiç inilmemiş. Mesela 1980'lerin cemaat için bu kadar verimli geçmesinin sebepler neler? Bu soruların cevaplarını beklemek cidden haksızlık olur. Bunu eleştiri olarak söylemiyorum zaten. Fakat Faruk Mercan'ın bu kitaptaki önemli bir başarısını not etmek için söylüyorum. Gülen'in hayatı elindeki kaynakların izin verdiği ölçüde olanca sadeliği ile aktarılıyor. Kitapta konu ile alakalı çalışma yapacakların kullanacakları çok değerli bilgiler var. Fakat daha da önemlisi hadiseler Gülen'in gözüyle aktarılıyor. Faruk Mercan olayları kendi bakış açısıyla yorumlamamış, Gülen'in olayları nasıl anladığı ve yorumladığını göz önüne koymuş. Bazen bunu yaparken okuyucu yorumlayanın kim olduğunu unutuyor. Acaba bu yorum Gülen' e mi ait, Mercan'a mı ait... Belkide yurt dışında açılan okullarda gösterdiği gizlenemez sempatinin sebebi de bu... Aslında aktarılan Mercan'ın kendi yorumu değil, Gülen'in okullara nasıl baktığı.

Kitap Fethullah Gülen, arkadaşları, sevenleri ve takipçileri ile cemaat dışından bir avuç insanla yapılan roportajlar üzerine ortaya çıkmış. Sanırım bu da kitabın en önemli zayıflığını oluşturuyor. Kitabı kaleme alan Faruk Mercan... Cemaatle mesleğinin gerektirdiği ilişkiler dışında herhangi bir bağlantısı olduğuna ihtimal vermiyorum. Fakat kitapta sunulan bilgilerin hemen hemen tamamı ya Gülen'in kendisinden ya da Gülen'e en azından sempati ile yaklaştıkları bilinen insanlardan aktarılıyor. Yani hayatının belli bir döneminde Fethullah Gülen'i tanıyıpta ona sempati ile yaklaşmayan hiç mi insan yok? Onların anlatacakları da kitap için önemli malzemeler sunabilirdi. Tabi ki birbirleriyle sürekli haberleşen veya iletişimi olan insanlara ulaşabilmekten çok daha zordur bunu yapabilmek.

Mercan'ın Türkçesi oldukça akıcı... Olabildiğince sade bir Türkçe ile kitabını kaleme almış. Her ne kadar bazı yabancı kökenli kelimelere de rastladım. Mesela, jest, global etik gibi... Söz konusu olan Fethullah Gülen olunca, arapça ve farsça kelimelere de özellikle olayların onun bakışıyla yorumlandığı bölümlerde rastlanıyor. Yine de Faruk Mercan bu konuda yapılabilecek en başarılı sadeleştirmeye imza atıyor.

Fethullah Gülen hakkında yazılan bu kitap büyük ihtimal son kitap olmayacak. Bir kitabın başarısı da bence o konuda son sözü söylemek değil, bilakis ilk sözü söylemektir. Faruk Mercan örnek olacak bir şekilde Fethullah Gülen'in hayatını önyargısız, övmek veya yermek amacı gütmeden yansıtmaya çalışarak önemli bir iş çıkarmış. Varolan bağlantılarını daha da çeşitlendirerek, cemaatle alakalı daha ayrıntılara inen kitaplarını bekliyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder